Mikron mertebesinde virüs bizleri eve kapattı, gözümüzün önünde 100 bini aşkın insanımız öldü. Hayat adeta durdu. Herkes acaba bu salgından sağ çıkacak mıyız kaygısına düştü. Soğuk savaşlar durdu, ülkeler sınırlarını kapattılar. Vurguncular, talancılar, stokçular çoğaldı. Silay-ı rahim rafa kalktı. Yakınlarımızın ölümünü uzaktan seyrettik.
Tam buradan bir ders çıkarıp, insana değer vermemiz, dostluğu, arkadaşlığı, hakkı, hukuku üstün tutmamız gerektiğini umarken, aşıyla sağlanan toplumsal bağışıklık sonrası, "Hafızay-ı beşer nisyan ile malüldür" tabirince her şeyi unutttuk, hayat normale döndü. Savaşlar, nizalar, kavgalar, öfkeler, kinler, patırtılar, kütürtüler kaldığı yerden hız kesmeden devam etti. İnsanoğlu, sen ne bencil, ne egoist, ne sadist, ne vurdumduymaz, ne nemelazımcı, ne aymaz, ne aldırmaz bir canlısın? Oysa bu musibetler senin için kendine gelmen içindi.
Bu hengamede 6 Şubat 2023 günü yaşanan asrın büyük felaketi hayatın tuzu biberi oldu. Coğrafyanın fay hatları bir bir kırılırken, beşerin fay hatları da nasibini aldı. Etki alanıda 11 ilimiz yerle bir olurken, resmi rakamların can kaybı bildirimi 50 Binlere dayandı. Bir yandan soğuk, bir yandan çaresizlik, bir yandan can ve mal kaybı tüm acılar üst üste geldi. Şehirlerin lojistik-levazım desteği tıkandı. Yurdum insanı büyük bir dayanışma örneği sergiledi. Hala da sağduyu, iyilik yapma hasletleri devam ediyor. Tam bu minvalde beşer bundan bir çıkarım sağlamalı, gerekli dersi almalı diye düşünürken, karşılıklı sen-ben kavgaları, atışmalar, tartışmalar, sataşmalar gırla gitti. Oysa koca dünyaya herşey sığmış ama insanoğlu bir türlü sığamamıştı. Acılar taze, yaralar derin, benden ve ruh enkaza dönmüştü. Hani biz dili, hani bizi biz yapan değerlerimiz? Ölüm hemen yanıbaşımızda, burun buruna iken, çözmek istediğimiz şey derde deva, sadra şifa olmaktan çok uzaktı. Neyin garantisi vardı? Paranın, malın, makamın, mevkinin, şöhretin, önem verdiğimiz bilumum herşeyin sıfırlandığı bir ortam, morallerin alt-üst olduğu bir iklim. Yarın farklı yerde deprem veya farklı bir afet, salgın olabilir. Ölüme, yarına çıkmaya hiçbir garantimiz yok. Gelin o halde kırdıklarımız, döktüklerimiz, incittiklerimiz, hor gördüklerimiz, ihmâl ettiklerimiz, ötekileştirip yok saydıklarımız için kronometreyi sıfırlayalım, hayat sayfamızı yenileyelim. Henüz fırsat varken en yakınımızdan başlayıp helâlık dileyelim. Amir, memur, arkadaş, dost, kardeş, anne-baba, zengin, fakir demeden yaptıklarımızı çek edip, özür ve helâlık dileyelim. Benden yana herkese kişisel haklarım helâl olsun, sizler de kusurlarımdan dolayı bana helâl ediniz...