12 Eylül 1980 sonrası uygulamalar ve Özal'ın konuyu ağırdan alması, seksenlerin ortasında PKK, Kürdistan İşçi Partisininin (Partiya Karkerên Kurdistanê) doğuşuna zemin hazırladı. Çıkış noktası Kürt halkının ezilmişliği, ötekileştirilmesi, sol eğilimi gereğince emeğinin sömürülmesi argümanını güçlendirdi. 1990'lı yıllarda PKK'ya olan ilgi yükselişe geçti ve mecliste SHP bünyesinde temsiliyet buldu. Sesini duyurmak için dağ kadrosu sürekli asker sivil demeyip, öldürmeyi seçti. Dışarının desteğiyle Bekaâ vadisi, Kandil eğitim ve sevkiyat alanı oldu. Sınıfımdan bazı isimlerin genç yaşta okulu bırakıp, dağ kadrosunda yer aldığını bilirim. PKK'nın yükselişi Hizbullah oluşumu ile üst akıl PKK'nın önünü kesmeyi denedi. Onlara göre terör örgütü ayakkabı numarası bilinen ve gerektiğinde toplanacak bir başka terör örgütüyle önleyecekti. 1990'da Silvan'da Kürdistan Şeriat Partisini yani Hizbullah'ı duydum. Sloganı "Tekbir" yani tek bir kurşunla muhatabını öldürmekti. Kontrolsüz gelişme Doğu ve Güneydoğu'da pek çok masumun hayatını mahvetti, herkes bir gecede eşyasını toplayıp Batı şehirlerine taşındı. Doğu, Güneydoğu ve Konya gibi illerde domuzbağı ile ölümlerin adresi gösterildi. Ağar'ın İçişleri Bakanı ve Tantan'ın EGM olduğu dönemlerde açıkça terör listesine girmişti. Ağar DYP Genel Başkanı iken terör örgütlerinin eylemlerini keseceğini düşünerek, onlar için "Düz ovada siyaset yapma" önerisini sundu. PKK, SHP sonrası sırayla HEP, DEHAP, DEP, HDP olarak siyasi temsiliyet sağladı. Hizbullah ise buna öykünerek 2012'de HÜDA PAR olarak siyasi temsiliyet sağladı. Bugün eski İçişleri Bakanı Tantan Hizbullahı terör örgütü olarak tanımlıyor. Yeni bir süreçteyiz. Seçime namzet asli iki kutup var, birisi iktidardaki Cumhur İttifakı, diğer muhalefetteki Millet İttifakı. HDP, Millet ittifakını dışarıdan, HÜDA PAR ise Cumhur İttifakının tam merkezinde. Durum bu, kimse kimseyi terör örgütüne sığınıyor, vatan haini gibi ucuz söylemlerle suçlamasın. Anadolu değimiyle; "Kazan popon kara, seninki benden kara" hali yaşanıyor. Vesselâm...