Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı


DÖRTYOL MONOGRAFİSİ: DAĞ İLE DENİZ ARASINDA İNSAN VE MEKÂNIN HİKÂYESİ


Dörtyol…

Akdeniz’in tuzlu nefesini Amanos’un sert kayalıklarına yaslayan bu şehir, tarihin ve coğrafyanın yazgısını taşır. Burada denizin ufku ile dağın dikliği, ovanın bereketiyle yaylanın serinliği, göçün izleriyle yerleşikliğin köklü hafızası buluşur. Anadolu ile Mezopotamya arasında bir köprü, Doğu ile Batı arasında bir kavşaktır burası.

 

 

Toprağın Dili, Ova, Dağ, Su

Dörtyol’un coğrafyası adeta bir kader gibidir.

Ovada kurulan Çaylı, İcadiye (Altındağ), Yeşilköy, Yeniyurt, Kuzuculu, tarımın diliyle konuşur; turunçgil bahçeleri insanın emeğiyle bereketi buluşturur.

Dağ eteğinde yaşayan Karakese, Rabat (Konaklı), Çat, Kapılı, Çağlalık, tarım ve turunçgillerin yanı sıra hayvancılık ve ormancılıkla var olur; insan ile tabiat arasında daha çetin ama daha sahici bir hayat sürer.

Deliçay, Karakese/Rabat Çayı ve Dörtyol/Özerli Çayı vadiler boyunca akar; insan yerleşikliğini coğrafyanın akışıyla birleştiren damarlar gibidir.

Bu çeşitlilik, Dörtyol’u yalnızca bir yer olmaktan çıkarır; mekânın diliyle konuşan bir yaşama felsefesi haline getirir.

 

 

Tarihi Katmanlar, İskenderun’dan Payas’a, Dörtyol’dan Erzin’e, Türkmenlerden Cumhuriyet’e

Dörtyol’un belleği yalnızca nüfus istatistikleriyle değil, katman katman tarihi izlerle örülüdür.

Kinethöyük’ün suskun toprakları, eski çağların izlerini saklar.

İsos harabeleri, dünyanın en güçlü cihangirlerinin ve cengâverlerinin sırlarını fısıldar.

Payas’taki Ceneviz kalesi, Osmanlı’nın hanı, camisi, köprüsü ve çarşısı Mimar Sinan’ın mühürünü taşır; Akdeniz ticaretinin soluklarını hâlâ duyar.

Evliya Çelebi’nin yörük Türkmen halkına dair anlatıları ve övgüleri, kervansaray duvarlarında hâlâ yankılanır.

19. yüzyılda Fırka-i İslahiye’nin müdahalesiyle sağlanan güvenlik, Türkmen ailelerinin ilk köyleri kurmasına vesile olur; evlad-ı Fatiha’ndan muhacirlerin iskan edildiği mühim alanlar olur; tüm bunlar, bu toprakların çoğulcu ruhuna işaret eder.

Cumhuriyet ile birlikte modernleşen, sanayiyle büyüyen; İSDEMİR’in dumanıyla çoğalan bir şehir olur Dörtyol. Türkiye’nin dört bir yanından gelen güzide insanlar bu topraklara kök salar. Hepsi artık Dörtyolludur; Dörtyol’un ayrılmaz bir parçasıdır.

Her dönem, bu coğrafyanın insanlarına yeni bir yüz, yeni bir yön kazandırır.

 

 

Nüfusun Hikâyesi, Dörtyol, Payas, Erzin, Göç, Sanayi ve Kimlik

Dörtyol’un nüfus hikâyesi yalnızca sayılarla değil; göçlerle, ayrılmalarla, birleşmelerle yazılır.

1935’te 24 bin nüfusun 20 bini köylerde yaşarken, bu topraklar hâlâ kırsalın hüküm sürdüğü bir diyardı.

1975’te İSDEMİR’in açılmasıyla nüfus fışkırır; köyler ve kasabalar göçle büyür, fabrikaların sesi insan çoğalmasına karışır.

1990’da Erzin’in, 2012’de Payas’ın ayrılmasıyla Dörtyol’un nüfusu idari kararlarla birden azalır. İnsan sayısı kâğıtlarda düşse de Dörtyol’un hafızasında çoğalmaya devam eder.

Depremle yıkılan binalar, yeniden dirilişin vesilesi olur; yeni göçlerle artan Dörtyol’un nüfusu yüz binleri aşar.

Bu inişli çıkışlı seyir, bize insanın yalnızca tabiatın değil, siyasetin ve idarenin de bir ürünü olduğunu gösterir.

 

 

İnsan ile Mekânın Diyaloğu

Dörtyol’da insan, mekâna yalnızca yerleşmez; onunla konuşur, ona cevap verir.

Dağ eteğinde yaşayan Karakese’nin, Rabat’ın ve Çağlalık’ın insanı çabayla, sabırla ve dirençle yoğrulmuştur.

Ovada yaşayan Özerli, Çaylı, Yeşilköy, Yeniköy, Kuzuculu ve İcadiye’nin insanı gayretle, bereketle ve üretkenlikle şekillenmiştir.

Kıyıya yakın köylerin insanı ise ticaretin, denizin ve yolculuğun ruhunu taşır.

Her mahalle, insanın tabiatla kurduğu ilişkinin bir aynasıdır.

Dörtyol’un Felsefesi, Direniş, Bereket, Çoğulluk

Dörtyol’un monografisini yazmak, yalnızca coğrafyanın veya tarihin kaydını tutmak değildir. Bu toprakların bir felsefesi vardır:

Direniş: Millî Mücadele’nin ilk kurşunu bu topraklarda atılmıştır. Dörtyol, inancın, millî mefkûrenin ve direnişin adıdır.

Bereket: Portakal bahçeleri, narenciye kokuları; Yüce Yaratıcı’nın toprağıyla insana sunduğu armağanların sembolüdür.

Çoğulluk: Türkmen’den muhacire, göçmene ve yerliye; farklı kültürlerin izleri aynı sahada yan yana durur.

Bu üçlü, Dörtyol’un insanına hem köklü hem yenilikçi bir kimlik kazandırır.

Dörtyol Bir Aynadır

Dörtyol, Anadolu’nun küçük bir modeli gibidir:

Dağ ile deniz arasında sıkışmış ama ondan güç almış,

Tarihin yükünü taşıyan ama geleceğe bakan,

Kırsalın doğallığıyla şehrin modernliğini aynı anda barındıran.

Kısacası Dörtyol, her sokağı, her mahallesi; insan ile mekânın, tarih ile coğrafyanın, doğa ile emeğin diyaloğundan doğmuş bir metindir. Dörtyol’u okumak, aslında Anadolu’nun hikâyesini okumaktır.