Ülke idari yapımızda artık her şey, yetki halk tarafından kime verilmişse, o siyasi parti tarafından belirleniyor.
Bu durumun eski tarihlerde böyle olmadığı, oluşmuş belli güç odaklarınca siyasi yönetime müdahalelerde bulunulduğu, bu odakların bazen medya üzerinden bazen yargı üzerinden bazen de askeri makamlar üzerinden gerçekleştiği, yaşı yetişkin herkesin malumudur.
Uzunca bir süredir her şeyi siyasiler belirliyor artık, ancak insanların siyasileri beğenme kriterlerinde sağlıklı olmayan bir şeyler var.
“-Kepçeyi istedim hemen yolladı sağ olsun” diyor ama devletin araç gerecinin özel işte kullanılmaması gerektiği ve dinimizce de yetim hakkına girdiğini kabul etmiyor insanımız,
“-Oğlumun düğününe geldi altın taktı” diyor överek siyasetçiyi ama onun o altını hangi parayla getirip taktığını hiç düşünmüyor
“- Çocuğuma kadro verdi iş ayarladı” diyor ama iş bilmez beceriksiz çocuğunun yerleştirildiği işi gerçekten hak eden binlerce gencin hakkını yediğini söylemiyor
İşin özü ülkemizde hem zengin hem de dürüstseniz siyasete girip bol para harcayıp bir süre belli yerlere kadar yükselebiliyorsunuz ancak bir süre sonra geri çekiliyorsunuz, çünkü insanımız çevresine yediren içiren siyasetçiyi seviyor.
Bir partinin konserli mitingler ve insanlara yedirdiği dönerlerle %7 oy aldığını anımsayalım.
Dolayısıyla ülkemizde siyaset çok para harcanarak yapılabiliyor, bir şekilde harcanan paranın devamlılığını sağlayan siyasetçi popülaritesini arttırıp uzun süre sahnede kalabiliyor ama sağlayamadığı takdirde geri çekilmek zorunda kalıyor.
Yolsuzlukla ilgili yapılan operasyonlardan anlaşıldığı kadarıyla ihalelerin kime verileceği o konuda karar verici siyasilerle koordineli bir şekilde belirleniyor.
Rüşvet vermek istemeyen veya daha az vermek isteyen insanlara “kurtarmaz çünkü masraf çok” deniliyor.
Anlayacağınız halimiz harap, bu düzen nasıl düzeltilir bilen yok ve işin kötüsü konuşan da yok. Bal tutan parmağını yalar mantığını kabullenmiş halkımız, balı tutanın on parmağından ikisini halka yalattığını kalan sekiz parmağı ise kendisinin adeta yuttuğunu çaresizce izlemekteyiz.